20 Ağustos 2009 Perşembe

Sörfe doyamamak

Hayır, hala sörf yapmıyorum. Evet, hala myga'dayım. Neden bilmiyorum.


Şöyle ki; evet, Frank de, Meneviş de beni sörf tuzağına düşürmeye çalıştı ve ben, dünyanın sporla en en en alakasız insanı olan ben tabii ki kolayca reddettim. Hala da denize bakıp "ah keşke sörf yapsam" demiyorum, hala "ne yorayım kendimi manyak mıyım" psikolojisindeyim. Meneviş hatun suya çıktı, gerçi oturduğum yerden onu göremiyorum ama bir düşünün, kalkıp bakamayacak kadar üşengeç bir insanım.


PWA'nın üzerinden bir hafta geçmesine rağmen buralarda olmamın birkaç nedeni var. Birincisi Meneviş Hatun. İkincisi evde oturmak istememem. Üçüncüsü sabit internet bağlantısı (geçen seneki araştırma ödevim ne üzerineydi benim yahu? hah, internet bağımlılığı...). Dördüncüsü, ev dışındaki yerlerde yapmam gerekenleri daha kolay yapabilmem, ÖSS senesinde de alakasız kafelerde çok daha rahat test çözebiliyordum eve kıyasla. Yamuğum biraz.


Ne diyordum? Dün de sörf dünyasına ucundan dahildim, ama başka bir nedeni vardı. Meneviş Hanım, son derece freestyle insanlar olan Burak ve Can'ı kameraya alacaktı, neden ben de fotoğraflarını çekmeyeydim ki?

"Çekim varmış, duyar duymaz anatomi kitabından çıktım geldim..."

Daha önce halı saha maçı çekmeye çalışmış biri olarak farkındayım ki; insan kendi hakim olduğu konuyu çok daha rahat çekebiliyor. Atıyorum, müzikle ilgiliyse gitaristin nerede ne yapacağını biliyor, dansla ilgiliyse kadının nerede ne zaman döneceğini biliyor... Sporla alakasız insan da önünde dönen adamları görmüyor, görse de işi anlayıp doğru dürüst çekmesi çok zaman alıyor. Neyse ki suyun ortasındaydık, su güzeldi, gerçi üzerimize sürekli su sıçratan bir Can vardı, ama olsundu, keyfimiz yerindeydi...


Hiç yorum yok: