23 Ekim 2008 Perşembe

Duraklat

Ve evet, Nil İpek Hülagü, erken yatamasa bile geç kalkarak normal bir uyku alarak uyanabilmeyi planlıyor. Çok ender gerçekleşen bu muhteşem olayı izlemek için dünyanın dört bir yanından gelen uykuseverler Superdorm önünde öğlen saatlerinden itibaren birikmeye başladı. Üstelik Nil İpek Hülagü, bu söylediklerinin gerçekten çalışan, iş güç peşindeki insanlara büyük haksızlık olduğunun bilincinde, zira kendi yorgunluğu tamamen keyfi. Tamamen olmasa da çoğunlukla.

Geçen sene kaçırmış olduğum bütün Yora konserlerine inat ve henüz bir hayrını göremediğimiz menejerliğimin de etkisiyle (cümlenin kontrolünü kaybettim sanırım) Yora sahneye çıktıkça ben de diplerinde bitiyorum. Dolayısıyla çeşitli grupların sahne aldığı Radiohead partisinde de bulunmam sanırım kaçınılmazdı. Öncesinde 7pf provası da olduğundan kelli, konsere cümleten (cümleten dediğim de gruptan 4 kişi olarak) hücum ettik, orada Deniz Hanım'ı yakaladık hemen, yapıştık ona, ve fotoğraf da çekebilmek için önlere yerleştik.

Deniz Hanım ve kırmızı ışık ve çillerin yarattığı "kırmızı başlıklı kız" efekti.

İlk çıkan grup Sakin'di, kendilerinin afişte ismi yoktu gerçi, bir bakıma sürpriz gruptular yani. Gecenin en iyi performansına imza attılar (imza atmak derken?), ama 2+2=5'e bir girip, sonrasında öeaaaah efektiyle vazgeçip sahneden inerek bizi pek üzdüler. Şaka yahu, üzülmedik, niye üzülelim, ama şarkıyı da Sakin'i de seven bir insan olarak benim hayallerim yıkılmadı değil.



Sonrasında çok sevdiğimiz insanlar çıktı sahneye ve Knives Out, Jigsaw Falling Into Place, No Surprises gibi çok sevdiğimiz şarkıları söylediler. Akif, Thom Yorke hareketlerini, tavırlarını birebir yaptı, çok istedim yakalamayı o anda, ama ışık yetersiz, pozlamalar uzundu, dolayısıyla yakalayabildiğim şey hep kayan bir surat oldu. Ha bu demek değil ki fotoğraf çekemedim, çektim tabii ki bol bol, zira misyon edinmiş durumdayım. Artık "Yora" kelimesini duyduğum anda fotoğraf makinamı kapıp harekete geçiyorum.


Tabii başka gruplar da sahne aldı konserde, bir Neon, bir Opal olsun, bir Direc-t olsun... Diğer gruplardan çok bir beklentim yoktu, Direc-t'i de severim ama kendi tarzlarında, "bakalım Radiohead'de ne yapacaklar" diye düşünmedim değil. Çok risk almadılar, tarzlarının çok dışında şarkı söylemediler. Creep ve Karmapolice gibi iki popüler (ve dolayısıyla radiohead severler arasında tutmayacak) şarkı seçmiş olsalar da ben bu seçimlerini, tarzlarını göz önünde bulundurarak, mantıklı buldum. Ki, beklediğimden çok daha iyi çalıp söylediler, bütün bunlara ek olarak pek de neş'eli insanlardı sahne dışında da.

Konserden sonra da, beslenme ve muhabbet ihtiyaçlarımızı gidermek için, kalan sağlar olarak (Deniz, Uygar, Akif, Burak, ben) kendimizi börekçiye attık.

Ha, konsere dair sinir bozucu birkaç şey oldu, olmadı değil. Öncelikle, bıktım ulan 1600 isoyla fotoğraf çekmekten, karanlıkta kalan solistlerden, sabit ve yetersiz ışıklardan. Grenler içinde yaşar oldum. Hayata grenli gözlerle bakıyorum, isyanım var. İkincil olarak, buradan merdivene koyduğum ve hatta özenle sakladığım biramı göz göre göre alıp götüren garsona sesleniyorum: topsun. Son olarak, önünde durduğum, sabit olmadığı için yan dönüp dizime çarpan basamağa nefretle bakıyorum, iki gün acı çektim lan.

Şimdi ise sırada iki adet Popcore konseri, bir adet Güzver Yıldıran sınavı, bir adet Nevra Seggie ödevi ve Animasyon festivali var. Hayırlısı...

1 yorum:

Cem dedi ki...

"serdar pliiiz" repliğini unutmuşsun pilili... sakin'in vokal abi şarkıyı yarıda kestikten sonra masadan müziği vermeyen şahsa mikrofondan aynen böyle seslendi:
"serdar piliiz".
benim dumur anım pekişti