3 Haziran 2009 Çarşamba

Doğmuş bulunduk.


Gerçi doğmuş bulunalı 4 gün oldu, ama olsun.

Birkaç haftadır süregelen makrosisteme ve mikrosistemle ilişkilerine öfke (evet, kendime bir makinalı tüfek sipariş ettim, hala gelmedi) ve gereksiz gerginlik hallerinin tamamen geçtiğini söyleyemem. Buna ek olarak, bugün nispeten iyi olmamın nedeninin de karşımdakinin benden daha gergin olması olduğunu kabul etmek zorundayım. Bu bir "ooh o gergin ben değilim" psikolojisi değil de, sarhoşun yanında ayılıvermek gibi bir şey, ya da belki sadece yanyana durunca daha normal gözüküyorum. Bir de, zaten mikrosistemle sorunum yok, onun dışıyla kavga halindeyim, neyse ki kavga ettiklerimin bundan haberi yok.

Eveet, ultra kişisel, ultra ergen girişimden sonra şunu söylemek istiyorum; sanırım 7pf2p bana en güzel doğumgünü hediyesini verdi İzmir'de konser ayarlayarak. Yani, işte bu birkaç haftadır süregelen durum içinde ilk defa bu kadar keyifli uyandım, ve evet, iki günün tüm yoruculuğuna rağmen değdi diyebilirim, hatta hatta derim, çekinmem.

O değil Ayhan'a rastladım İzmir'de, tesadüf. Atilla Beyler de konsere geldiler, pek mutlu olduk.

O değil GRAFİK TABLETİM VAR ARTIK BENİM. Kullanmaya alıştığım anda çizime boğucam sizi, hihihih.

Bundan öncesi var bir de, Yıldız Teknik Üniversitesi'nde Yora konseri. Hatırlarsanız, bir önceki yazıda geliniz, geldiriniz demiştim. Hakkaten güzeldi, yani bütün Peyoteleri, Dogzstarları boşverip buna gelebilirmişsiniz, o derece güzeldi. Ama konumuz Yora'yı övmek değil, yo dostum yo, değil. Bambaşka bir olay var sözkonusu konserle ilgili.

Yora elemanları, Deniz, Nil ve YTÜ'den Fatih bir arada konuşmaktadırlar:

Fatih: Ya şimdi şöyle, sizden önceki grubun solisti hastaneye kaldırılmış, o yüzden arada bir boşluk var...
Deniz-Nil-Uygar: O zaman Lemur çıksın hehehehohohohohhihih
Fatih: Tamam, çıksın.
Deniz-Nil: ??!!??

Evet, Lemur Yıldız Teknik'te sürpriz bir konser verdi, üstelik kaydı bile var. Evet, ilk gruptuk, evet, 10-15 kişi izledi, ama olsun. Süper bir ses sistemiyle, gayet laylayloyloy bir konser verdik. Ergin'i aradığımda bana "Şaka mı yapıyosunuz siz yaa?!!" diye kızdı, ama ben kızmadım kendisine, hoşgörüyle karşıladım. Zira şaka gibiydi. Deeens oootomatik eleeektronik saybırsonik...

Pazartesi yine konseri vardı Yora'nın, bu sefer Mimar Sinan'da, ve tabii ki yine gitmiş makinamla sabitlenmiştim. Deniz de oradaydı, yine Yora'dan önceki grup iptal olmuştu, sanırım yine zorlasak yine sahneye çıkardık, ama sonunda Ergin'den dayak yerdik. Zaten zorlamadık, zaten ses sistemi bir fenaydı, ortam bir garipti. HERKES SANATÇIYDI YAHU, HERKES BOHEMDİ. Öleceklerdi bohemlikten. Abartıyorum, bohem bir kitle vardı, ki zaten o bohem kitleyi de Yora sonrası çıkan garip DJ ile kopan garip kalabalığa tercih ederdim. Hani, evet, akademiye saygım vardı, hala da var, ama insanlarına da şüpheyle bakmıyor değilim.
Bu fotoğrafın bir de türevi var ki, ikisini de çok seviyorum.

Sonuç olarak kanımdaki "bohemienne"lik miktarının normali aştığını fark edince kendimi tamamen zıt bir ortamda; teyzemlerin evinde buldum. Anneanne hatun İstanbul'a gelmişti, o zaman niye ben de onun yanına gitmeyeyimdi ki? Aile eşrafıyla (anneanne+Aytaç Teyze+Oylum) muhabbet eyledikten ve Oylum tarafından kıyafete boğulduktan sonra görev bilinciyle odaya döndüm zira HTR sınavı var idi. Gece 2lere kadar studyde debelenildi, bu sabah sınava girildi, ve şu ana gelmiş olduk. Bir kısım uyku sonrası çok acaip ödev işlerine gireceğimden kelli kısa (kısa??) kesiyorum. Ya da yazmaktan sıkıldım. Ya da omzum ağrıyor-bak bu doğru.
Lemur'un Taşoda kayıtlarını aldı bugün Ergin, paylaşsa da yayınlasam buralarda.

Bir de dün gece, odama döndüm, iki buçuk gibi yağmur bastırdı. Havaya bakıp gülümsedim falan. Birkaç dakika boyunca dünyanın en mutlu insanı oldum, sonra teşekkür edip, yattım, uyudum.



*Bu yarı bunalım, yarı bokatar blog için hepinizden özür dilerim.

2 yorum:

Emir Bey dedi ki...

bizim kayıtlar efsane leş, lağım hatta logar !

davulcüce dedi ki...

grafik tablet nedir yenir yutulur bir şey mi? açıklayınız!