17 Haziran 2009 Çarşamba

Yeni yazı dizisi: Hayatta Muvaffak Olabilmek İçin Bir Genç Kızın Bileceği Şeyler

Uzun zamandır (uzundan kasıt, blogu açtığımdan beri) yazdıklarımla kimseye eğitsel bir şeyler kazandıramadığımı, kimsenin hayatına dokunamadığımı fark ettim geçen gece. Evet, Ayşegülnazcan lunaparktaydı, eğlenceydi, gülmeceydi, ama bu boş uğraşlar nereye kadardı? Yapay mutluluklarla, kahkahalarla daha ne kadar kendimizi kandırabilirdik, hı?

İşte bunun üzerine, aylaar önce aldığım ve gerçekten muhtemelen okuyan her genç kıza ışık olmuş bu kitabı sizinle paylaşmak istiyorum. Gitgide sanallaşan dünyamıza gerçekçi bir soluk, geçmişten günümüze gelen anlamlı bir öğüt bu kitap. Sadece başarının değil, mutluluğun da özeti adetağ.

İlk kural: bu ifadeyi ezberleyin. Kullanacaksınız bol bol.

Kitabın adı, gördüğünüz üzre "Hayatta Muvaffak Olmka İçin Bir Genç Kızın Bileceği Şeyler", yazan ADEMOĞLU. Tefeyyüz Kitaphanesi'nden 1932'de çıkmış. Bugün sizinle bu kitabın sadece ilk bölümünü paylaşacağım (girişi atlayarak), ilerleyen haftalarda elbet gerisi de gelecektir.
Buyrun, aynen kitap:

Bir kızla erkeğin farkı nedir, biliyor musunuz?

Hepinize sorsam:
-Kızım!
Dersiniz... Fakat acaba biliyor musunuz:
-Bir kızla erkeğin farkı nedir?
Eminim; içinizde bunu tamamile bilen pek azdır. Bildiğini zannedenleriniz de yalan yanlış şeyler öğrenmişlerdir ki.. bir şeyi yanlış bilmek hiç bilmemekten fenadır.
Beni dinleyin!..
Bir kızla bir erkeğin farkı gördüğünüz gibi yalnız sakal ve bıyıkla, yahut memelerin fazla büyümesile kalmaz.
Bütün canlı mahlukların neslini devam ettirmesi için bir dişi ve bir de erkeği bulunması lazımdır. İşte kadınlarda kadın dişi vaziyetindedir.
Pek güzel bildiğiniz bir şey değil mi!.. Evet ama ben insanın dişisi ile erkeği arasındaki farkı anlatmak istiyorum.
Kadın olsun erkek olsun, hepimiz insan olmak itibarile tamamile birbirimize benzeriz. Aradaki farklar: bizim dişi veya erkek olduğumuzu ayırtan tenasül aletlerimizdedir.
Eğer insanlarda erkeklik, dişilik olmasaydı kadın ve erkek te tıpkı birbirine benziyen iki mahluk olacaklardı.
Siz, yarın evleneceksiniz... Evlenmek; bir çok bilgisizlerin zannettiği gibi, bir kızın bir erkekle oturup kalkmağa.. beraberce yaşamağa başlaması demek değildir.
Evlenmek: bir dişi ile bir erkeğin yeni insan yavruları yetiştirmek için birleşmesi demektir.
Fakat bunun böyle olduğunu kimse size açıkça söylemez. Evlenip te ilk geceden kocasının çok tabii hareketlerine bir mana veremiyen, yahut onun muamelesini çok kaba bulan bir çok kızlar vardır ki sonradan bütün hayatlarınca bedbaht olurlar.
Bunlara sorarsanız:
-Evlenmek çok iyi, çok rahat, derler. Kocamı da seviyorum... Biricik şikayetim var... O da kocamın benimle münasebette bulunması!
İşte bu zavallı kadınların evlilik hayatından lezzet alamamış bulunmaları, en tatlı bir şey olan evlilikten şikayet edişleri iki sebepten ileri gelir.
Birinci sebep: bu kadın kocasından nasıl bir muamele göreceğini, nelerle karşılaşacağını öğrenmemiş ve ilk akşamdan onda bir nefret.. veya korku kalmıştır.
Böyle; çocuk sahibi olmuş aile kadınları vardır ki hala kocalarını, o vaziyette, çirkin ve kaba bir hayvan zannederler.
İkinci sebepse; bir çok erkeklerin de sizin gibi bazı mühim şeyleri bilmemeleridir.
Halbuki kızlar; inanınız ve biliniz ki:
Evlenmek dünyanın en büyük bahtiyarlığıdır.
Ve siz de mutlaka evlenmelisiniz!...

Erkekle kadının farklarını anlatıyorduk. Bunların sadece tenasül aletlerinin farkından ibaret olduğunu söyledik.
Şimdi bir kaadın tenasül aleti hakkında çok umumi şeyler anlatacağız.
Kadın tenasül aleti dahilidir. Yani vücudun içindedir. Memeleri de tenasül aletinin mütemmimatından addetmek icap eder. Çünkü doğacak çocuğu onlar sayesinde besleyebileceksiniz. Memelerinizin erkek memeleri gibi dümdüz değil de etli ve büyük oluşunun hikmeti ise çocuğa lazım gelen sütü tonlıyabilecek kadar bir yer vücude getirmektir.
Asıl tenasül aletine gelince; (az önce ezberlemenizi istediğim surat ifadesini bu paragrafta kullanabilirsiniz misal) dışarıdan itibaren muhtelif dudaklarla başlar. Kızlarda bekaret perdesile kapanmıştır. Bu perde pek naziktir. Hepiniz için kızlığını ispata yarayacak olan bu perdeyi evlenme zamanına kadar güzelce muhafaza etmek zarureti vardır. Spor yapacağım diye olmıyacak yerlerden atlamak, yahut fazla ata, bisiklete binmek (???) bu perdeyi yırtabilir (ha, tamam). Temizliğine olduğu kadar bu kazalara karşı da tenasül aletinizi koruyunuz (cümle yapısını sorgulamayın).
(...)

Burada ufak bir ara veriyor, ve dia üzüm suyunun ne kadar lezzetli bir şey olduğunu vurguluyorum.

(...)
İşi bu kadar basit görmekle de bitmez. İçinizde çocuk yapmak istemiyecekler ve hatta çocuktan nefret edecekler vardır. Bunlar yanlış düşüncelerdir. Bir kere emin olunuz ki cinsi birleşme yalnız bir yumurta birleştirmeden ibaret değildir. Evlendiğiniz zaman göreceksiniz ki bu iş ayni zamanda dünyanın en kıymetli zevklerinden biridir. Siz çocuk yapmak istemiyen, yahut erkeklerden kaçan cinsiyetini kaybetmiş kızlardan olmayınız.
Ve unutmayınız ki:
-Kadın kadındır... Erkek de erkek!. (hmmm....)
(...)
Kızlar!
Kocanızdan asla çekinmeyiniz... Onlar sizin en yakın ve en candan dostunuz olacaktır. Evleninceye kadar hiçbir erkeğin size yaklaşmasına müsaade etmeyiniz... Tenasül aletlerinize el değmeyiniz... Çünkü kızlık çok nazik ve kıymetli bir şeydir.
Sonra evlendiğiniz zaman kocanızın yüzüne nasıl bakarsınız?

İlk bölümü, olduğu gibi, ama bazı paragrafları atlayarak sizinle paylaştım sevgili dostlarım. Umarım bu aydınlatıcı dakikalar size de bilginin tatlı esintisini taşımıştır.

Ciddi olmak gerekirse:
Buraya kadar aslında, kitabın yazıldığı dönem göz önünde bulundurulduğunda, anormal bir şey yok. Gerçekten de genç kızların cinsellikle ilgili bilgisiz olabileceği, yahut kızlık zarının ölümcül ehemmiyet taşıyabildiği bir dönemden bahsediyoruz (ki şu an bile belli yerlerde aynı ehemmiyete sahip kızlık zarı). Dolayısıyla bu şekilde yazıp dalga geçmek ne kadar doğru bilmiyorum, o dönemin değer yargıları içinde değerlendirilmesi gerekir, ki önyargılar bile o doğrultudadır.
İlerleyen "ünitelerde" daha eğlenceli detaylara rastlayacağız aslen. Ama bütün anlatılanların yanında bir üslup var ki, "Kızlar!" diye her bağırdığında "Efendim!?" diyesim geliyor. Yazarın samimi tavrı ve zaman zaman kontrolden çıkan cümleleri var, yine de iyi niyetine saygı duyuyoruz.

Sonuç:

Naber len??

3 yorum:

deniz gencer dedi ki...

ortaokuldayken bu kitaba çok benzer bir şeyi annanemlerde bulmuştum -ki içindeki din surelerini ezberlemek için kullanmışlığımda vardır- okuldaki en büyük zevklerimizden biri bu kitabı okumaktı. kızlı erkekli on kişilik grup ayı gibi gülerdik burada yazanlara...

Sel dedi ki...

kapaktaki "kız" da çok fenaymış he.




Halbuki kızlar; inanınız ve biliniz ki:
Evlenmek dünyanın en büyük bahtiyarlığıdır.
Ve siz de mutlaka evlenmelisiniz!
=seks yapın.mutlaka!

Emir Bey dedi ki...

biraz seksseven bir yazar bence