17 Kasım 2008 Pazartesi

O kadar da bot giymiştim yahu...

Evet, meteorolojiden aldığımız haberlere göre hazırlanıp, "uuu yağmur mu yağacakmış" deyip, bot giymiş bulunduk bugün. Yağmadı, sağlık oldu. Ayrıca Ed373'e son kez "şık" gittim, zira nihayet sunumumumumumuz bitti. Kendimi studye attım, ama tabii ki İslam'ın eğitime etkisini okumak istemiyordum o anda, daha çok odaya dönüp uyumak istiyordum, gerçi hala istiyorum uyumayı. Sonra taşoda, sonra oda.

Hani şu cuma-cumartesi yaptıklarıma dair elimde kanıt olsa keşke, fotoğraf yani. Ama ne Bostancı'daki vergi dairesinden, ne zavallı Agfa Silette'le yaşadığım Sirkeci macerasından (yarın kavuşuyorum tekrar kendisine, olley), ne 7pf provasından, ne de Simit Sarayı'ndan fotoğraflar var elimde. Öyle ki, sabahlayayım da ödev yapayım deyip de, sıkıntıdan ödev yerine beste yaptığım bir gece bile var, ama fotoğraflar namevcut. Gerçi çok da lazım değil, zira ne yapacaksınız benim simit yerken ya da şarkı söylerken fotoğrafımı, ama vergi dairesindeki memurlar sevimliydi, keşke çekebilmiş olsaydım onları.

Ha, onun yerine ne var, pazar günü var. Hatırlarsanız birkaç yazı önce sevgili arkadaşım Meneviş'ten bahseylemiş idim. Kendisi benim ilkokuldan arkadaşım olur, ki şu hayatımdaki en yerini belirlemiş, en kalıcı dostumdur diyebilirim. Yani demem o ki (lan ikinci kez kullanıyorum bu kalıbı, sanırım ölebilirim mutluluktan) çok sık görüşmesek de, hatta tamamen ayrı yollarda seyreylesek de birbirimizin her zaman var olduğunu, birbirimiz için koşacağını biliriz. Dünya tatlısı hatundur Meneviş Hatun, ve bu dünya tatlısı hatunla nihayet bir buluşma planladık bu hafta, ve hatta planlamakla da kalmayıp gerçekleştirdik:)

Efenim söz konusu plan için sabahın sekiz buçuğunda kalkıp Taksim'e gittim-ki bilirsiniz, pazar günleri ondan önce kalkanı genelde dayak bekler. Beni ise otobüste Zafer, Neslihan, Onur ve Çiğdem bekliyordu, onlar da Fransız Kültür'e gitmekteymiş, hoş oldu. Taksim'de Onur'un deyimiyle "okul gezisine çıkmış liseliler gibi" fotoğraf çekildikten sonra hedeflerimize dağıldık, benim açımdan bakarsak yaklaşık bir saat süren bir ev arayışının başlangıcıydı bu dağılma. Evet, bazen zeka seviyem düşük. Bazen ama. Kimi zaman.

Neyse, bu zorlu serüvenden sonra, nihayet Ihlamur Palas bulundu, yine zorlu bir serüvenden sonra zile basıldı:) Deniz Hanım ve Aytaç Bey inanılmaz bir sofra hazırladılar bize-yurtta kalan bir öğrenci olarak boynumu büküp duygu sömürüsü yaptım ben de bol bol. Daha çok beslediler, kıyamadılar. O kadar beslediler ki, bu kadar sağlıklı beslenmeyi bünye kaldırmaz dedik ve öğle yemeğinde donut yedik. Bu arada Meneviş'i ne özlemişim yahu.


Bu arada ne bu Meneviş manyaklığı, kaç bin tane fotoğrafını çektin kızın derseniz, evet, biraz boku çıktı afedersiniz:) Ama diyebilirim ki kendisi gerçekten çok iyi bir model, ve ben de modeli bulmuşken çekeyim dedim, hem çok da eğlendik yahu. Ayrıca şunu da söylemek istiyorum ki; bu insan güzel bir insan ve güzel insan fotoğrafı iyidir. Rica ediyorum mutlu olunuz bundan.




Neyse, abur cuburumuzu yedik, dedikodumuzu yaptıktan sonra Cevahir'e yollandık, kendisi sinemaya girdi, ben de alışveriş yapma amaçlı gezindim. (Buradan Lush'la da aramda, tıpkı Jamie Cullum'la olduğu gibi bir aşk-nefret ilişkisi olduğunu duyurmak isterim. Ay lav yu Lush, ama göçerttin beni.) Sonra sonra odama döndüm ve über yatağıma kavuştum, uyudum saatlerce ve ve yetmedi o uyku...

Son olarak şunu da söylemek istiyorum:

İyi ki doğdun Sena:)

1 yorum:

Cem dedi ki...

hâlâ 7pf diyor ya... 7pf2p... pililiiii