Neyse ki Akif Fotoğraf Kulübü'nün "kıdemli" üyelerindendi, ve karanlık oda anahtarı vardı kendisinin. Uzun bir kararsızlık sürecinden sonra (zira kendisi beni on birde aradı sonra, hadi ben kulübe gidiyorum, gelecek misin diye) pijamalarımın üzerine geçirdiğim montumla ve sevgili orwo siyah beyaz filmimle odadan çıktım.
Hatırlamadığım çok ayrıntı vardı aslen, örneğin filmi makaraya sarana kadar baya debelendim karanlıkta, kimyasalların miktar ve süreleriyle ilgili de soru işaretleri vardı. Ayrıca ben 35 mmlik filmi banyo etmeyi öğrenmiştim, ama orta formatta bir şey değişiyor muydu bilmiyordum.

Denemedir, yanılmadır, internetten araştırmacadır, biraz hatadır, falandır filandır- ama sonunda elimde kendi banyo ettiğim bir film vardı! Yakmaktan yahut bir hata yapmış olmaktan ölesiye korkan ben, elimde filmi görünce o kadar mutlu oldum ki, fotoğrafları düzgün çekip çekmemem, netlemeler, tonlar falan umrumda bile değildi.

Ha, evet, netleyememişim. Normal dijital makinada bile netlik problemi yaşayan bir insan olarak elbet Lubitel'de netlik problemi yaşamam kaçınılmazdı, hala da netleyemiyorum, acı çekiyorum-evet, dün gece baya bir çalıştım üzerine, olmuyor, olamıyor. Ek olarak, makinayı tamire, temizliğe falan götürmediğim için, kendisinin içinde çok cici tozlar, ipler, garip garip şeyler var. Filmim de bayat. Ama ben şikayetçi değilim, zira 1910larda hayatın nasıl olduğunu görüyoruz fotoğraflarda, o da güzel bir şey:)

Sonuç: Elimde 9 adet yarı net fotoğraf var. Netlemeyi öğrenmem lazım, yahut Agfamda olduğu gibi tahmini netleme olayına girmem lazım - ki onun da filmi çıkacak çok yakında. (Evet, Agfamın filmi çıkacak, başrolü Charlize Theron ve George Clooney ile paylaşıyor, bir fotoğraf makinasının dramı) (Özür dilerim, bunu yapmak zorundaydım).
Ve son olarak; şu an çayımı içerken ve fotoğraflara bakarken, ne kadar başarısız çıkmış olurlarsa olsunlar, keyifli ve mutluyum. Ellerim kaç kere yıkamama rağmen hala kimyasal kokuyor ve bu bile bir mutluluk kaynağı.
Akif'e çok çok teşekkürler.