30 Ocak 2023 Pazartesi

NoDeSaFiMa

 


2008 gibi yaşamaya devam mı Nilipek.? Tebrikler.


















13 Ocak 2023 Cuma

Geçti bir yıl, çaktı şimşek




Ben buraya neden geldim? 

Aslında dün gecenin de gazıyla biraz fotoğraf yığmaya geldim. Başlığı atınca, fotoğraflara da bakınca anlatmak istediğim şeyler değişti, ama hala "ben şöyle kararlar verdim, ben bir yılda böyle değiştim, vay efendim şu şekil bir aydınlanmalar yaşadım, size de öneririm" konulu yazılar yazmaya yakın hissetmiyorum. Muhtemelen en fazla 20 kişinin göreceği, artık en yakınlarımın bile blogu takip etmediği için karşılaşmayacağı bu yazıda neden hala rahat değilim bilmiyorum. Sanırım sonradan okuyup kendimi yargılamamak için. Çünkü okuyan herhangi birinin ne düşündüğü benim üç sene sonra ne okuyunca ne düşüneceğimden daha önemsiz.

Yine de kendime küçük notlar almak adına yılı biraz betimlemek istiyorum: MEH. Meh bir yıldı, duygusundan bahsediyorum, olanlardan değil. Çünkü aslında olanlara dışarıdan bakarsak mis gibi bir yıl. Şükür şükür şükür ve maaşallah. Şikayet edecek somut hiçbir şey bulamıyorum, ama neden MEH. Neden bu yılla ilgili duygu bu? HEPSİNİ BİR BİR AÇIKLAYACAĞIM.

Yok tabii ki açıklamayacağım. Onun yerine belki birkaç fotoğraf eşliğinde son bir iki haftadan bahsedeceğim. Duygularımızı ne yapacağız? Bastırmayacağız ama kamuya açık açıklamayacak, kendi özel defterlerimize yazacağız.





2022'den 2023'e Çeşme'de girmek istedik, çünkü Çeşme'nin boş hali gerçekten en güzel hali. Yazın yürümenin mümkün olmadığı, herkesin birbirinin kadehine tabağına sürtündüğü Alaçatı sokaklarında aylak aylak gezebiliyorsunuz mesela. Gerçi yılbaşı akşamı da erkencene bir göz attık, ana cadde mekanların müzik seçim ve seviyeleri yüzünden olacak iş değildi, ama olsun. Kış iyi, kış güzel.





Annemlerle birkaç gün geçirdik, sonra onlar yılbaşı için kaçtılar, Berkay'la biz Çeşme'de kaldık. Sessizlik iyi geldi. Bir hafta işle güçle uğraştık, sahile indik, biz montla otururken denize girenleri izledik, Fıskız'ın suya girmesini engellemeye çalıştık... Yeni yılımıza girdikten sonra bir gün daha kalıp İzmir'e geçtik.




Arada neler oldu acaba... Ayrı postlar yapmaya üşendiğim için hemen şuraya şu günü de ekleyeyim; 6 Ocak, Can Aydınoğlu-Samet Çiçek-Özgün Semerci Konseri. Epey tatlı, duygusal bir konserdi, Can kardeşimiz ağlattı, Samet güldürdü, Özgün bağırttı sağ olsun. Ayrıca ışıksız ortamlarda kimseyi rahatsız etmeden fotoğraf çekmeye çalışmak benim karakterimdir, mutluluk kaynaklarımdan biridir.

Şaka bir yana, "kendimle en mutlu olduğum zaman" diye bir zaman tanımlayabilirsem 2008'e gidiveriyorum, nedenini düşününce de elimde hep fotoğraf makinası olması geliyor gözümün önüne. Her yerde, her zaman. Tüm sosyal kaygılarımı arkasına saklayıverdiğim, sayesinde türlü yere girebildiğim ve hiçbir şey yapmadığım zamanlarda bile bir şey yapıyor gibi hissettiren fotoğraf makinası. Sanırım bu sene verdiğim en doğru kararlardan biri telefonla fotoğraf çekmeyi minimuma indirmek ve kendime bir makina almak oldu. Makinayı hala tam çözememiş ve tam randımana ulaşamamış olsam da epey mutluyum.





Bu yazı aslında bir kişisel gelişim yazısına, "bu yıl neden boktandı ama neleri doğru yaptım" listesine dönüşmeye çok müsaitti, epey bir yazıp sonunda sildiğim için olanlardan bahsetmek yerine oraya meylediyorum. 2022 biraz kazdığım bir çukurda debelenerek geçti, eğlenmedim demiyorum ama çok sonradan bakınca gördüğüm o psikolojik çukuru da inkar edecek değilim. 2022'nin geçtiğine dair bir başlık atınca illa ki bundan bahsedesim geliyor. 

2022'nin sonunda bir şeyler oldu, unuttuğum bazı şeyleri hatırladım. Fotoğraf makinası gibi. Bir de sofralar ve insanları bir evde toplayınca ne kadar mutlu olduğum gibi.




Çok uzatmadan bir de şunu diyeyim. Bu aşağıdaki ikiliyle bir sürü sene geçirmek isterim. Çukur da güzel bulut da.

11 Aralık 2022 Pazar

11/12/2022

 Yollarda bulurum seni, takvimlerden çalarım seni...











10 Aralık 2022 Cumartesi

Günlerin geçişi için uygun seyir noktası



  • Merhaba blogcan. Bıraktım, gittim, saldım sandın ama ı-ıh. Geri kalan her şeyi saldığım için dönüp dolaşıp kendimi burada bir şeyler anlatmak isterken buluyorum. Anlatacağım spesifik bir şey var mı emin değilim, ama olsun.




  • Hayatın beni getirdiği yere bazen çok gülüyorum, bunu düşündüm şimdi boş sayfaya bakarken. Genelde hayat beni yüzde yetmiş emin olduğum yerlerden sınıyor bak. Yüzde 80-100 arasına bulaşmıyor (ya da belki bulaşsa da inadım sayesinde onu fark etmiyorum), yüzde ellinin altına zaten dönüp bakmıyor. Ama yüzde 60-70 çok iyi oran. Emniyet oralardaysa illa ki bir zorluyor hayat. Kendime bunun ne anlama geldiğini hatırlatmak için de şunu yazayım; hiçbir şey içmediğin partinin sonunda aç karna bamya turşusu eşliğinde duble viski yuvarlamış olmanın bir sebebi vardı: HAYAT.
  • Bu ipucunu inşallah 20 yıl sonra da hatırlarım dönüp baktığımda ahahaha. Kesin unuturum.


Konuyla alakasız, konumla alakalı, söz konusu viskiden saatler önce Doğu Orcan gardaşımlan pozivaybs bir foto

  • Geçen pazar Gökçekızla Volkançocuğu Büyükada'daki evlerinde ziyaret ettik. Hayatımda mesai günü gibi bir kavram olmadığı için hafta sonu adaya gitmek normalde bende büyük huysuzluk yaratırdı-ama şaşırtıcı şekilde ada boştu. Hava kötü gibi gözüken çok iyi havalardandı, sanırım ondan. Gökçe'nin yeni şarkılarını dinledik, Berkay ve Umut şarkıları nasıl düzenleyecekleri üzerine konuştular, ben de arada işgüzarlık yapıp lafa daldım, hemen de kendimi kötü hissettim lafa daldım diye. Ama galiba bir şarkısını ben mi yapacağım ne.


  • Etraf AI ile yapılmış, sahiplerinin bayıldığı avatarlarla doldu ve bununla nasıl başa çıkacağımı bilmiyorum.

Temsili görsel

  • Bütün gün stüdyoda demoydu, editti uğraştıktan sonra Gazhane'de Simge Pınar konseri yakaladım. Epey tatlı konserdi. Çok heveslendim fotoğraf çekeyim diye ama hem ortam çok karanlıktı hem de uzaktan çekmek için uygun lens almamışım yanıma. Rezillik, ama güne güzel bir final.

  • Bu hafta iyi hareket yaptı oradan oraya. Her seferinde eve yürüyorum diye bir madalya bekliyorum ama veren yok. Yazıklar olsun.
  • Dün sabah yola çıktım St. Benoit Lisesi'ndeki konser için. Öğle tatili konseri verdim liseye, inşallah vay efendim bir öğle teneffüsümüz var yedi bitirdi kadın dememişlerdir. Tatlıydı baya, okul da, insanlar da. Sonra Zeynep'le kahve, Senkop'tan bir şeyler, Ahmet Rüstem'in etkileyici sergisi derken sonunda Eda Hocamla buluşup doktora tezli kutlama fotoğrafımızı çekildik. Şükür be.



(Keşke bu fayanslar gerçek olsa)

  • Bugün -nihayet- makinamı M42 analog lenslerimle denedim. Bendeki Jupiter 9 baya kendine has, hakkında epey video çekilmiş bir lensmiş meğer. Hatta hızımı alamayıp Berkay'ın Zenit'indeki Helios'la da denedim. Sonra Berkay da bir şeyler denedi. Adaptörler kalp ben galiba. 





(Bence Jupiter 9'un genel tarzını en iyi anlatan fotoğraf bu oldu)