21 Ocak 2015 Çarşamba

I'm an alligator!

İzmir'de kameralarımıza yakalanan Ali Beyler ve Nil Hanımlar mikrofonlardan koşarak uzaklaştı.


Uzun zaman sessizliğini koruduktan sonra 15-17 Ağustos şenliklerinde "Teşekkür Albümü" yayınlayan Ali Beyler ve Nil Hanımlar, yine bir skandalın eşiğinden döndüler. Geçtiğimiz günlerde yine bir sonraki albümlerinden iki şarkı sızan duo sessizliğini korurken, bağlı oldukları Natlendik Records'un basın açıklaması gündeme bomba gibi düştü. "Zaten evlendiler yea daha ne albümü allasen" diyen Natlendik Records temsilcisi Kevin Jackoneal, ikilinin bir önceki albümünün de beklenen başarıyı göstermediğini, bunların hep strateji olduğunu, gündemde kalma çabalarının ciddiye alınmaması gerektiğini belirtti. Senelerdir şarkıların hep aynı tarihlerde sızması şüphe çekerken, şarkıları kimin sızdırdığı araştırılmaya devam ediyor.




Not: Üstteki fotoğrafta gördüğünüz güzel insanın koluna gireli 5 yıl oldu, ve ben 5 yıldır bu adamı çok seviyorum.

17 Ocak 2015 Cumartesi

Erimezse mesela.

Sonrasındaki akademik felaketler zincirini güçlendiren en net olaylardan biri olsa da, geçtiğimiz pazar Gebze'de hamsi yemiş olmaktan pişman değilim. Zaten şu saatten sonra pişman olsam ne olur allasen, hamsiler çoktan doğaya geri döndü ve benim tüm tarihleri birbirine karıştırmamın, yetersiz yeterliği teslim edip bir şekilde geçmemin üzerinden dört gün geçti.

Havanın müthişliğine rağmen Gebze'de karların erimemesi (ve montla hamsi yemek)


Aslında her şey Ali ve Ozan ile cumartesi günü ukulele bakmaya çıkmamızla başladı (ve o hikayenin de bambaşka komik yerlere giden bir devamı var, ama konumuz o değil). Ozan arabada giderken bu sene güzel hamsi yiyemediğini söyledi, Ali de tabii ki Trabzonlu kişiliği ile bu durumu düzeltmeye kendini adadı...

Daha doğrusu, bütün bunlardan habersiz olan Turgay Bey 5 kilo hamsi almış ve bizi Gebze'ye çağırmıştı. Olur mu, olmaz mı, orada ders çalışılır mı, hava soğuk mu derken kendimizi hep beraber Gebze'de bulduk.

Günün kahramanları Turgay Bey ve Ali Bey


Sonrası hep itlik, hep kopukluk... Ozan Tekin'in az rakstar bir insan olmadığına daha önce de değinmiş olmam lazım, bir çift olarak Ozan-Ayşe de adeta bir Brad-Angelina, adeta bir David-Victoria Beckham. Ben de adeta magazin fotoğrafçısı Samet.


(Kameraları fark eden Ozan ve Ayşe poz verdikten sonra hızlı adımlarla mekandan uzaklaştı)

Dediğim gibi, sonrası hep itlik kopukluk, ve hayatımızda yediğimiz en güzel hamsi. Rukiye Hanım ve Turgay Bey eşliğinde süper bir aile saadeti. Biraz da soba  ve şömine eşliğinde mayışma, şişme...




10 Ocak 2015 Cumartesi

Geç kalmış 'yeni yıl yeni yıl'




Yılın son gününden birkaç gün önce, şu yukarıdaki videoyu çekmek münasebetiyle, sevgili evimiz şu ana kadarki en kalabalık misafirini ağırladı.

Şarkının sözleri bir iki ay önce metrobüste yazılmıştı; zira metrobüs en umutsuz, en hüzünlü duyguların toplu taşımasıydı. Onlar da şu şekil:

Yeni yıldan pek bir şey beklemiyorum
Bu yıl bir öncekinden neden iyi olsun?
Yüzde elli yolunda gitse şanslıyım bence
Daha fazlası olur mu, bilmiyorum...

Yeni yıldan pek bir şey beklemiyorum
Beklemediğimden mutluluğum
İçimde bir istek var, ama, soralım:
Kendime verdiğim hangi sözü tuttum?


Sonra dedik ki bunu neden tüm 'içten içe beklentisi olanlar ama o beklentiyi yok sayıp mieh mieh efektiyle gezenler' olarak hep beraber kaydetmiyoruz.

Şarkının akorları belliydi, ama geri kalan her şey yaklaşık bir saat içinde ortaya çıktı. Ve hatta şu video aslen provaydı. Baktık fazla eğlendik, ve bir daha hayatta bu kadar eğlenmeyiz, çünkü yıllık eğlence, şebeklik kotamızı doldurduk, bunu yayınlamaya karar verdik. Ama sonra dayanamayıp tekrar kaydettik, onun da bir kısmını videonun sonuna ekledik.

Yani bu işin kısa hikayesi bu. Şu yeterlik belası kafamdan gitse de buraları çeşitli saçmalıklarla doldursam tekrar.