22 Ağustos 2014 Cuma

Bi daha olsa yine olur

Şöyle bir şey vuku buldu geçtiğimiz haftasonu:


Buraya özel hayat dökmeyi çok fazla sevmediğimden, bir süre odak noktası haline gelen şu güzelim etkinlik ve detayları bu blogda pek yer alamadı. Olur öyle şeyler. Artık televizyon izlerken ayaklarımız birbirine değiyor ve mutluyuz.

Resmi giriş yaptığıma bakma blogcan, hala sırıtıyoruz hatırladıkça. Uzun zamandır görmediğimiz, hep gördüğümüz ama hiç beraber eğlenemediğimiz, bir şekilde bizim için mutlu olduğunu hissettiğimiz hemen herkes oradaydı. Hepsiyle karşılıklı zıpladık, tepindik, oynadık. Oh ulan.

Tabii herkesi görebilmemizde ve bu kadar ölümüne eğlenmemizde evliliği bir haftasonu sürecek, üç farklı etkinliği içeren bir festivale çevirmemizin de etkisi var. Böyle şeyler nasıl anlatılır hiç bilemedim. Ama detayları kaçırmadan yazmaya çalışacağım.

1-Parti:


Cuma gecesi, 15 Ağustos, Galata Roof. Her şey yedi gibi başlayacak, biz Ali'yle altı gibi mekanda olduk, YAREBBİM BU NE SICAK KAÇ KAÇ KAÇ diyerek aşağıda, klimalı odama sığındık. Aslında zaten ortalığı aşırı süslemek gibi bir niyetimiz yoktu, sadece arkadaşlarımızla olan fotoğraflarımızı asacaktık mandallarla, insanlar getirdikçe de asmalarını sağlayacaktık. Bir de sangria vardı tabii, 30 şişe çok sevdiğim Tozak şarabını İzmir'den taşımamızın sebebi. Öztürkmen ailesi yoğun bir çalışmayla müthiş bir sangria yapmış, Ali Bey ise sabah vakti gelip sangriaları soğuk hava deposuna koydurmuştu. "NEOLCAK ABİ BASALIM İŞTE HER YERE YABIŞTIRIRIZ" gibi garip bir mantıkla 1500 adet bastırdığım stickerlar, iki gece önceden baloncuk zımbırtılarına ve sangria bardaklarına yapıştırılmış, babamla Eminönü'nden aldığımız kutulara bir nevi nikah şekeri olarak Alka Seltzerler koyulmuştu. Yani aslında hemen her şey hazırdı, HASHTAGİMİZ BİLE VARDI, ve tüm bu hazırlıkları ancak Ozan Tekin'in instagramından fotoğraf çalarak gösterebiliyorduk...



Aslında videosuz anlatmam çok zor, videolar henüz elime geçmedi zira. Ama Çaça'nın memurluğunu, Ecelerin, Görkem'in ve Yasin'in şahitliğini yaptığı, son anında Joe'nun gelip bastığı bir sahte nikah atlattık. Bu noktada kandaki alkol, bünyedeki neşe artmıştı ve sonrası tabii ki hep tepinmece olacaktı. Bir noktada kalabalık bir ekip olarak Ali Desidero söylemeye çalışacak, ancak şarkının hata vermesi üzerine ortasında Ankara'nın bağlarına vurmak zorunda kalacaktık. Gecenin DJi Serkan Erdiril bizi coşturmakla kalmayıp kendi de coşacaktı, parti de gece ikiye kadar devam edecekti.

Ve elbette fotoğraflar daha sonraki bir postun öznesiydi.

2- Nikah:

Fotoğraflar da tesadüfen hep Zafer'den. 


17 Ağustos, 15:45. Öncesinde uzun bir berber/kuaför süreci yaşanmış, müthiş kaptan pilotumuz Yasin eşliğinde nikah dairesine doğru yola çıkılmıştı. Tabii ki karınların acıkma ihtimali bir soru işaretiydi, ve neden bilinmez, nikah dairesinin tam karşısındaki Kara Fırın bize doğru bir adres gibi gözükmüştü (gerçi Ali uyarmıştı...).

Ve işte macera burada başlıyordu; bir çocuk süssüz arabanın içinde bir gelin ve bir damadın oturduğunu fark etmiş, cama yapışmış, adeta bir oyuncak gibi "DAMAT ABİE HAYIRLI OLSUN" cümlesini tekrara bağlamıştı. Bunu fark eden birkaç kişi daha arabanın etrafında bekleşiyordu, Yasin ise Kara Fırın yolunda kendini bizi doyurmaya adamış, ancak bizi ve Ayşe'yi arabada yalnız bırakmıştı. Döndüğü anda sakince yaklaşan bir gencimiz kapının kenarında duran zarfları gördü, ve aniden bir canavara dönüşerek zarflara yapıştı, yo dostum, Yasin o zarfları bırakmayacaktı. Muhtemelen 5-10 saniye süren, ama bize 10 dakikalık bir film sahnesi gibi gelen olay Yasin'in beş zarfta birer dolar olduğunu hatırlayarak pes etmesiyle son buldu. Derin bir nefes alarak nikah salonuna geçtik.


Nikah dediğimiz olgu çok acaip, hele ki Kadıköy Evlendirme Dairesi'nde A salonundaysa. Normalde insan bir kapıdan çıkıp sahneye/masaya yürüyeceğini zannediyor ya, yalanmış o. Zira size "hazırsınız" diyorlar, kapı açılıyor ve sahnedesiniz. Kapı direkt masaya açılıyor. Mikrofonu tutarken aniden tüm konuşma şekli değişen bir nikah memuru sizin nikahınızı kılıyor, ve sonra hoop girişteki takı/fotoğraf alanındasınız. Hele bir de kaptan pilot Yasin size iki bardak rom içirdiyse arabada, bütün bu süreç o kadar hızlı ilerliyor ki aniden kendinizi sırıtarak insanlara sarılırken buluyorsunuz.







3- Düğün:

Artık bu bölüm bir sonraki yazıya kalsın...

1 yorum:

gürültü dedi ki...

aaa çok çok tebrikler :)) ömür boyu mutlu olun <3