6 Eylül 2008 Cumartesi

Türk pop müziğinden men edilesi 5 kişi

Uzun geceler düşündüm, dedim Türkçe popta yanlış giden bir şeyler var. Şarkılardan eski tadı alamıyoruz, hep günlük şarkılar falan, Serdar Ortaç da olmasa hiç eğlenemeyecek, Bengü olmasa güzel kız göremeyeceğiz... Ve dedim, biri buna dur demeli. Biri Türkçe pop için bir şeyler yapmalı. Biri artık bu misyonu üstlenmeli.

Bu kişinin kesinlikle ben olamayacağına karar verdim. Ayrıca çok boş işler peşinde olduğuma da. Dolayısıyla yattım uyudum.


Beşinci sırada: Funda Arar

"Merhaba çocuklar, ben yeni tarih öğretmeniniz Funda Arar"

Funda Arar adlı hanımefendiyi nasıl tanımlasam bilemiyorum. Kıraç'ın kankası olarak zaten eksi puanı var, ama bu kadını Kıraç'tan daha az sevmemin başka bir nedeni olmalı. Halbuki güçlü bir sesi, estetikli bir burnu var, şarkılarından distortionu eksik etmeyerek rakçılara göz kırptığı da aşikar. Bir arkadaşımın deyimiyle "Bu zamana kadar müziğiyle ilerlemiş, Türkiye'nin Janis Joplin'i"-gerçi bu övgüsünün kesinlikle Funda Arar'ın Fenerbahçe için şarkı söylemesi kaynaklı olduğundan şüpheleniyorum.

"Burada ne aradığımla ilgili hiçbir fikrim yok...
Ve sanırım daha boş bakamazdım..."

Yani, neden Funda Arar? "Aşksız kal" adlı şarkısı-ve klibi bile zaten bu sıralamaya girmesini sağlayabilir, ama biz daha derin nedenler arayacağız. Ve bulamıyoruz. Sanırım şarkılara kattığı tuhaf teatral hava olabilir beni rahatsız eden, ama bunu Zuhal Olcay da yapıyor, ona sesim çıkmıyor-gerçi Zuhal Olcay yaptığında güzel, Funda Arar yaptığında tuhaf oluyor. Evet evet, yalvararak söylüyor şarkıları Funda Arar, ama sesi hüöe diye çıktığı için bir garip oluyor. Böyle olsa gerek, bu nedenle... Değil mi?... Bilemiyorum.

Ne yapılsın? Bu kadına bir ceza verilmesin, yazık. Ama dizi şarkılarından elini eteğini çekmesi sağlansın. Ki bunun ikinci aşaması da Kıraç'ın dizi müziği yapmasını yasaklamak olacaktır, bu da Türk dizi tarihi ve Türk televizyonculuğunun nereye gittiğini düşünerek geçirdiğim uykusuz gecelere kesin çözüm olur. Bir başka yapılacak şey bu hanımın başına birini dikip, habire "bağırma", "ne tribi şimdi bu", "titredin de kendine mi geldin, nedir?", "ne manasın sen" gibi cümleleri tekrarlamasını sağlamak olabilir. En önemlisi: evet, burnu güzel değildi, evet, artık estetikli, ama ne olur bu kadının profil fotoğraf vermesi yasaklansın.


Dördüncü sırada: Gökhan Özen
Ne kadar sevimli!

Gökhan Özen, genç kızların beğenebileceği bir insan olsa gerek. Anlamadığım için olsa gerek diyorum. Hoş mu, olabilir, renkli gözlü falan. Boş zamanlarında piyano çalıyormuş, hem hobileri arasında jetski ve köpekbalığı gözlemi de var, maceraperest. Müzikle uğraşıyor, duygusal olması muhtemel, yahu boş zamanlarında piyano çalıyormuş, duygusal olmaması mümkün değil. Düşünsenize, yemek yediniz, Gökhan piyanonun başına geçti ve hem çalıyor, hem de söylüyor, bir an bakıyorsunuz gözlerine, bu gecede ve romantik atmosferde bir problem var ama...


"Ufak at bebeğim, ufak at da civcivler yesin..."


Problem nedir? Söylediği şarkı şu şekilde ilerliyor: "Vah vah, bensiz öksüz mü kaldın, vah vah..." Şarkıyı geçtim, Gökhan Özen jetskiyle kaybolan, köpekbalığı gören bir insan. Bunun haber/reklam olarak kullanıldığı da düşünülürse, Gökhan Özen'in zekasından hep beraber şüphe edebiliriz sanırım. Tamam, zekayı da geçtim, her şarkıcı überzeka olacak değil elbette, ama söylediği şarkıların üzerinden geçtiğimizde ufak at ufak at da civcivler yesin dışında aklımda kalabilen bir şarkı yok. Üstelik düşünüyorum, aklımda kalabilen bir şarkı istemiyorum da...

Ne yapılsın? Genç kızların sevgilisi olan bu adama 6-7 tane genç kız verilsin, bi karnı doysun. Sonra bu adama doğru dürüst şarkılar verecek bir besteci bulunsun, ama sonra "ulan niye güzelim besteleri bu adama harcıyoruz ki" densin, besteci geri alınsın. Genç kızlar da geri alınsın. Sonra bir jetski hediye edilip Miami'ye yollansın. Müzik çalışmalarına orada devam etsin, gazetede arada bir "Gökhan Özen Amerika'da çok acaip işler yapıyor, çok ünlü prodüktörler falan, vay be" haberleri çıksın ama fotoğrafları düşük çözünürlüklü olsun, yeni şarkılar da buraya ulaşamasın.

Üçüncü sırada: Hande Yener

Türkçe elektronik pop dediğimizde sayacağımız isimler bir elin parmaklarını geçmez, ki "pop" kelimesinin popülerden kısaltma olduğunu düşünürsek bu isimlerin sayısı daha da azalır. Bedük belki, Sertab Erener'in de elektronik bir albümü vardı, birçok kişinin gereksiz bulduğu. Hani, evet, birçok şarkı zaten elektronik altyapı üzerine kuruluyor artık, ama yine de "elektronik pop" dediğimizde aklımıza gelen isim Hande Yener...

Eeee? Hande Yener... Kırmızıyı bana çok yakıştıran Hande Yener. Geri dönersem çok gülecek olan Hande Yener. Birdenbire kafayı bozup, yıllarca yaptığı her şeye sırtını dönüp "ya ben entellere de hitap etmeliyim" benzeri bir cümle kuran Hande Yener. Sorun şu ki; yahu sen o şarkıları söylerken herkese ulaşıyordun zaten. İnkar etsin etmesin, herkes senin şarkılarını ezbere biliyordu, herkesi eğlendirebiliyordun. Hatta bu entel muhabbetine girdiğin ilk albümde de az çok yakaladın insanları, evet ses tonuna gitmeyen şarkılar söylüyordun, evet tarzından oldukça sapmıştın ve ben seni yine sevmiyordum, ama bir yerin vardı en azından, bir yön veriyordun kendince. Ha noldu, elektronik müzikten anlamayan bir insan olarak elektronik müzik yapmaya karar verdin, yurtdışındaki şarkı ve klip örneklerine baktın, ohoo, kolaymış, ben de yaparım dedin, başladın... İşte sorun burada: biz senin BU olmadığını, BUNUN yapmacık bir çabadan ibaret olduğunu rahatça görüyoruz. Üstelik, bu yapmacık çabanın sonunda elimizde şu görüntüden başka bir şey kalmıyor:

Hayko? Cevap ver, sen misin?

Ne yapılmalı? Hande Yener, hipnoz klibinde giydiği kıyafetlerle hipnoz klibinde bindiği yuvarlak zımbırtıya binsin, bir 20 tur dönsün. Sonra o halde, o makyaj ve kıyafetle Nişantaşı'na salınsın ve iki gün boyunca kimse onu dükkanına falan almasın-kafeteryalar, restoranlar serbest. Sonra da kelepçe adlı şarkısının Roisin Murphy özentisi klibindeki ışıklı adamlar kovalasın onu. İngiltere'ye, Shakespeare'in mezar taşına kadar kovaladıktan sonra bir özür dilemesi sağlansın. Bir de son olarak, Allah aşkına, biri şu kadının saçlarını normal bir renge döndürsün.



Not: Hande Yener'in albümünde sözlerini Harun Tekin'in yazdığı bir şarkı var? Şimdi taşlar yerine oturdu...


İkinci sırada: Deniz Seki

Deniz Seki, eskiden "kaliteli pop" tamlaması kullanıldığında akla gelen isimlerden biriydi. Az çok ağır bir insandı, kendince bir tavrı, fazla olsa da ustalıkla sakladığı kiloları vardı. O zaman da sevmezdim. Şimdi de sevmem. Sesini de, tarzını da sevmem, ama benim sevmediğim bir sürü insan var, çoğunun da Türk pop müziğinden men edilmesini istemiyorum.

Neden Deniz Seki madem? Şu resme bir bakalım önce:

Merhabaaa...

Yahu ben bu kadına olan tavrımı madde madde bile açıklayabilirim, o derece net her şey. Sanki görmüş geçirmiş ve hatta bununla yetinmeyip bir de ermişçesine sözler yazmaya çalışan bir kadın bu Seki. Şimdi bu betimlemeyi tekrar okuyup, yukarıdaki resme tekrar bakmanızı istiyorum. Üstelik söz konusu şarkılar dıştan bu izlenimi vermeye çalışsa da dikkatli dinlenildiğinde o kadar "kof" ki. Edebiyat olmaya çalışan ama debelense de olamayan şarkı sözleri. Hadi geçtim, bazen başkalarının da bestelerini söylüyor, söylemiyor değil, eski şarkılar falan. Ama o şarkıları söylerkenki "ben dünyanın en güzel kadınıyım", "benim çok acaip sesim var" havası nedir? Funda Arar'da da gördüğümüz, bu seksi olmadığı halde seksi görünme çabası nedendir? Yukarıdaki fotoğrafa tekrar bakalım; çok mu lazım bize senin göğüslerin Seki?

Ne yapılmalı? Dekolte giymesi yasaklansın. Beste yapması yasaklansın. Kliplerinde şuh bir şekilde dudaklarını bükerek ve baygın baygın bakarak şarkı söylemesi yasaklansın-hani olmuyor çünkü, abes duruyor. Saçlarını kulaklarının arkasından toplaması yasaklansın, ya da biri ona kulaklarının o kadar da küçük olmadığını hatırlatsın. Bütün bunlara ek olarak eşofmanları klorakla yıkansın, o şekilde giymesi sağlansın, kiminle buluşacaksa buluşup Ayşe Arman'a gitsin. Bu arada zaten bir şekilde cezalandırılmış olan Ayşe Arman'la beraber Karadeniz turuna çıksınlar, çekinmeyip inzivaya çekilsinler. Unutmadan, sırıtması da yasaklansın.


Ve şampiyon: Ferhat Göçer


Hem tenöör, hem doktor. Cerrah hatta, çok acaip. Bu adamla ilgili olumlu bir şey yazamıyorum yahu.

"Saçmalama ne olur?!"

Neler oluyor kuzum? Sinirleniyorum anneciğim. Ama sinirim bu adamın kabız olmuş surat ifadesine, bağırarak şarkı söylemesine, hatta her şarkıda uyguladığı "bir ince-bir kalın aynı anda, ikisi bir arada" politikasına değil. Yani, hayır, bu adam kendini dünyanın en zeki, en yakışıklı ve en güzel sesli adamı zannetmese, muhtemelen yukarıda saydıklarım bana dokunmazdı. Dön diyememiş, diyemez tabii, kaçtı kadın. Senin boyun damarlarından korktu kaçtı, o kadar bağırırsan ben de durmam bir dakika yanında. Üstelik gece konser verip gündüz ameliyata giren adama nasıl güvenir insan, uyuyakalır, dalgın olur, ayılamamıştır ve daha bin türlü şey. Hani, evet, dünyaya bir daha gelmek için bir gitmek lazım, ama hem benim arayıp tekrar onu bulacağım şüpheli, hem de yahu niye gitme riskini alıyorum, manyak mıyım ben?

"Oldukça yakışıklıyım ve karizmatiğim ve burada yazdıklarınız umrumda bile değil."

Ne yapılmalı? Yasaklansın. Olduğu gibi, topyekün. Herhangi bir ses kayıt/düzenleme odasına yaklaşması, herhangi bir basın-yayın organını kullanması yasaklansın. Herhangi bir yerde sesiyle, söylediği şarkılarla, müzikle ilgili ahkam kesmesi yasaklansın. Basın-yayın organını olur da unuturlar diye söylüyorum; program da yaptırmayın bu adama. Sanırım egosunu birden bu şekilde söndürmek yeterli olacak ve hatta başka hiçbir şey gerekmeyecektir ceza adına.


Bu listede neden bu isimler yok?
  • Serdar Ortaç: Niye olsun? Her sene bu adam sayesinde eğleniyoruz. Ne kadar sabun köpüğü, geçici ve saçma şarkılar olursa olsun, şarkıları uzun süre akılda kalıyor, 5-6 sene önceki şarkıları bile hala hatırlanıyor. Üstelik son 3-4 senedir prodüksiyon işine ciddi para, emek ve zaman harcıyor. Dinleyiciyi, kitlesini nereden yakalayacağını biliyor. Evet, dans etmesi yasaklanabilir, ama yazık be hacı, bırakın oynasın.
  • Demet Akalın: Aynen. Her sene bu kadın da bizi eğlendirenlerden. Kendi şarkısını kendi yazmıyor ama belli bir tarz tutturdu, o tarzın kendisine yakıştığının bilincinde, özünü inkar etmiyor.
  • Murat Boz: Çok sevimli bir yüzü var.
  • Bengü: Güzel kadın. Sesi de fena değil. Gerçi tam tutturamadı o tarzını ve arkasında Serdar Ortaç desteği olmasına rağmen kalıcı şeyler yapamıyor henüz. Üstelik ne yaparsa yapsın sinir bozucu değil, abuk sabuk açıklamalar yapmıyor.
  • Mustafa Sandal: Tamamen unuttuğumdan. Evet, ilk iki albümü Türk popunda ne hoş albümlerdi, ama men edilse ne güzel olur artık. Neyse, başka sefere.

Unuttuğum tüm isimler için özür diliyorum. Sanırım eğer yazarsanız onlar için de bir neden uydururum.

8 yorum:

Hayat Kaçkını dedi ki...

YEŞİM SALKIM... Abartılı özgüvenini, yerlerde sürünen çalkantılı duygusal hayatını da alsın gezegendeki son gemiye binip çekip gitsin, ne demekse?

Emir Bey dedi ki...

ferhat göçer konusunda desteğim sonsuz, bakma ilk çıktığında iki italyan tenörle olan bir konserine izlemeye gitmiştim açıkhavada, ama şu an sokakta görsem sorgusuz sualsiz tokat atarım !

operadaki fantom dedi ki...

hayat kaçkını: evet, aslında Yeşim Salkım başarılı bir örnekmiş, yine de pop müziğin çok içinde bulunmadığı için onu men etmenin kimseye bir yararı olmayabilir. Hem Deli Mavi şarkısına da sempati beslerdim kendisinin. Ama hak verdim, kesinlikle hak verdim.

emir bey: ilk çıktığında hiçbirimiz tanımıyoduk ki onu, hakkında yapılan övgüleri biliyorduk bir tek. sizi suçlayamam emir bey:) ama yasaklanmalı. tokat yetmez. yasaklansın!

ayhan dedi ki...

bir feryat figandır gelir geçer
bakarım tam karşımda ferhat göçer
ne fısıldar bu adam ne mırıldanır
ekrandan, sahneden suratıma haykırır
suretinde basurlaşmış bir keder
kutsamaz artık onu hiçbir peder
sesi pek güzelmiş ne farkeder
içimdeki çocuğu yerle bir eder
kalender kimliğim kalkar tuvalete gider
ferhat çıkma karşıma, ettin günümü derbder!

tüm ferhat göçer sevmeyenlere gelsin (:

Hayat Kaçkını dedi ki...

ferhat göçer kısa zamanda o daracık ceketlerinin içinde sıkışır boğulur gider zaten..

Emir Bey dedi ki...

hele o şey noktasına çok iyi değinmişsin aynı kısmını gereksiz oktav alt ve üstten okuyan adamları döverim, konserde nerden okuyor acaba lavuk, tenör ya kesin üstten okuyordur, dövelim

Emir Bey dedi ki...

bi de şarkısının sözü saçmalama diye başlayan adamı sırf bu yüzden döverim zaten

operadaki fantom dedi ki...

tamam yahu emir bey, sakin olun, adam toplar döveriz gidip:)