21 Haziran 2008 Cumartesi

Ne garip solistimizdin sen Roisin Abla...

Abla dur allasen, kaç yaşına geldin hala zibidilik peşindesin...

Güzel mi, yoksa kendine has bir havası mı var, yoksa "hiç de değil" mi dediğimiz kadınlar vardır, bu kadınlar bir de ünlü olduğunda durum daha da garip olur. Müzikle uğraşan kadınlar illa güzel olsun demiyorum kesinlikle, hatta kendine has bir havası olması güzel olmasından pek daha tercih edilir bir durum, ancak aynı durum söz konusu hanımkızın sesinde de var olunca insan tek kaşını kaldırarak bakıyor olaya.

Durum bu değil aslında tam olarak. Daha doğrusu, durum bu, ama benim Roisin ablamızla ilgili hissiyatım biiiirazcık daha farklı. Moloko'ya sevgi dolu yaklaştığım günlerde -sadece bi değişik bir müzik yaptıkları için, yani pek sevmezdim başta- ablamızın tuhaflığının farkındaydım. Sonra ablam sevgilisinden ayrılınca (sözkonusu sevgili ile beraber kurdulardı Moloko'yu, güzel insanlar) Moloko dağılmak istemişti, ancak sözleşmeleri nedeniyle bir albüm daha yapmaları gerekmekteydi-tabii o zamanlar yakından takip etmediğim için bilmiyordum bunların hiçbirini, bakmayın "ne yıllardı" havasında anlattığıma.

Aha işte tam o noktada dünya tatlısı bir albüm çıkıyor, Statues adlı, acaip acaip şarkılar var içinde, sözlerdir, ritmlerdir, introlardır, Nilipekağnım uçuyor efendim. Albümün çıktığı dönemde D&R'da çalışmakta hatta kendisi, mağazada Moloko çalıyor, Nilipek eğleniyor. "Lan bi gün bir grubum olursa Moloko gibi olsun" a kadar gidiyor bu iş.


Moloko dağılıyor, zaten pek bir "haute couture" olan Roisin Abla tarzını iyice
azıtıyor, kendi albümlerini çıkarıyor (şarkılar Statues tarzı olsa da daha düzensiz ve daha elektronik altyapılı), hala dinleniyor kimi zaman, kliplerine bakıp bazen cık cık cık deniyor. Karizması inkar edilmiyor aslında hiç, ama "If we're in love" yerine "Forevermore" klibi tercih ediliyor-gerçi evet, bunda Hande Yener'in direkt bu klipten "esinlenilmiş" bir klip çekmesi ve bu kliple "entel" dinleyicilere ulaşma çabasının da etkisi yok değil. Yine de Forevermore ya da Familiar Feeling (hatta daha eskiye gidelim, Time is Now, Sing it Back) gibi şarkılarında dans ederken, birden kendini oradan oraya atmaya, yerlerde sürünmeye başlaması insanı üzüyor. "Yapma ablacım, toz hep oralar, bak yeni almışsın elbiseni de, kirlenmesin" diyesi geliyor insanın. O andan itibaren tek kaş (sağdaki) hafiften kalkmaya başlıyor Roisin Hanımkızımızla ilgili, yavrum sen şimdi tepiniyosun ama, niye yapıyosun bunu, derdin ne senin diye içten geçiriliyor, suratına söylenmiyor ki kırılmasın. Güzel mi, değil mi, sesi çok mu güzel, yoksa bir özelliği yok mu, nedir yani bu kadının olay, bir türlü anlaşılamıyor. Yine de seviliyor çok.
Heerrrrrrneyse. Konu bunların hiçbiri değil (evet, 4 paragraf boyunca sırf şu noktaya ulaşmak için boş konuştum). Statues albümünü dinlediğim senenin yazında Çeşme'de ayağıma kadar gelen Moloko konserini yaşım küçük olduğu ve sözkonusu konser alanına arabasız gidilemeyeceği için kaçırdım. Bugün ise İstanbul'daki Roisin Murphy konserine el sallıyorum, yavru köpek gibi bakarak bir yandan.

İsyanım var, ama nereye yönlendirmeli bilemiyorum.

1 yorum:

cecece! dedi ki...

Sayende bağımlısı oldum bu albümün nülagü!
Pek de büyük bi keyifle dinliyorum kendisini şu anda da...
içimdeki küçük şeytancık sana burdan sataşmak istiyo "noldu bu sefer bedava bilet bulup bize hava atamadın mı leynnn?" diye ama yaz okulunda ben dersten derse koşar iken sen konser konser gezip beni arayıp deli ediceksin eminim "yapıcak işim yok napim konser konser geziyorum" diye... o yüzden bu işi daha da kızıştırmadan buracık da yorum yapmayı keseyim ben...